
Tatilimin yarısındayım ve bir internet kafeden yazıyorum.Pencerem de kimsenin göremeyeceği kadar küçük,arada bir başkasının ne oyunu oynayıp ne yaptığına bakınıyorum.Ekranın küçük bir kısmında beni sinir eden ama ücreti gösteren bir pencere var.
Tatil güzel geçiyor,eğleniyorum.Deniz çarşaf,kum pamuk.Bu kelimeleri yazarken arkamdan sarı kafalı yaşlı bir adam geçip pencereme göz atıp duruyor.
Bakıyorum küçücük çocuklar bile internet kafede gecenin bu vaktinde fink atıyor.Sözde 18 yaşından kimse internet kafeye alınmıyormuş,Türkiye’nin interneti temizmiş,balık kavağa çıkmış…Bunu o çocuklara söylesen sana küfrederler.
Sanki herkes sandalyesinden fırlayıp üzerime atılacak,Knight oynayan yavrucaklar Azrail kılığında karşıma çıkacak.Kafe sahibi biraları çalkalayıp her tarafı köpüğe boğacak ve o çocuklar bir yandan birayı hüpürdetip beni döverken uyuşturucu kullanacaklar.Sessizce futbol oyunu oynayıp küfreden çocuklar zombiye dönüşüp beni kovalayacaklar,3.sayfa haberi olacağız.İşte internet kafe haberlerini izlemenin faydaları,bir paranoyaklık.
Bizimkiler counter diye bir zırva oynadılar,müzik dinlediler,Facebook’ta fink attılar.Sonunda ise ücreti ödeyip çıktık.