Ferah ve geniş bir başlangıç.Kapının yanında ayakkabılar yığılmış,belli ki evin hanımı ayakkabıları çok seviyor.Su bidonu en berrak suyun etiketini taşıyor;ama pek hoş durmuyor,reklamlardaki gibi içinde 3 boyutlu dağ resimleri de yok.
Orta yükseklikte camlı bir dolap.Yeşil ve dore bir örtü üzerini örtüyor.Masanın üstündeki kalemkutulardan birinin içi kartvizitler,düğmeler,kısa kalemlerle(90′lı yıllardan kalma paslı telefon jetonunu da unutmamak gerek) dolmuş;diğerininki ise atık pillerle.Sahte bir gümüş şekerlik.En dibinde ucuz ama hoş kokulu tablet kokular,üzerinde sim kartlar,
bozulmuş eski telefonum(3 aydan beri),notlar.Dolabın üzerinde bilumum fatura,davetiye,güneş gözlüğü ve anahtar.Arkaplanda kalan-ve kalması da arzu edilen- karışık içi faturalar,ekstreler,düğün davetiyeleriyle dolmuş bir saksıdan bozma faturalık.
Bu yer düşününce korkunç geliyor,kesinlikle.İlk önce şu şekerliği ortadan kaldırdım yerine kırmızı giysili iki zenci kızın süslediği çok hoş bir mumluk koydum.Yanında da gazozdan yaptığım hoş mumluk-vazoyu(yapımını daha önceden anlatmıştım) yerleştirdim.Sonra tuttum kalemkutuları boşalttım içlerini perde tutturacaklarını ve düğmeleri anneme hediye ettim.Uzun ve kırmızılı kapaklı kalemliği koydum.Kalemler orada bir güzel toparlandı.Faturaların üzerinde yazan cep telefonlarını rehbere geçirdim ve onları geri dönüşüme bağışladım.Faturalığı da arındırdım sade bir hale getirdim.Sonuç ta kırmızıların karşıladığı hoş bir antre…
