Sevgili Denizfili

Deniz mili değil denizfili :)…

Ministrable(işporta) Ağustos 26, 2008

Filed under: İnternet Sitesi — beny @ 6:02 pm
Tags: , ,

İşporta;yeni tanıdığım,gerçekten insanı okurken sıkmayan ve severek okumaya başladığım bloglarım arasında.

Özellikle de şu yazısı güle güle okuduğum bir yazı:Öldükten Sonra Görülmesi Gereken 5 Yer

Kahraman Kaplumbağa yazısı da bana ilk evcil hayvanımı(kırmızı yanaklı kaplumbağam)hatırlattı:Kahraman Kaplumbağa

Geyiklerin Bilinmeyen Yüzü ise aklıma Vodafone’un geyik kampanyasını getirdi:p:Geyiklerin Bilinmeyen Yüzü

Birkaç yazısından bahsettim,ama sanırım güncel olmadığı için çok az yazı var ve blogcu arkadaş yazmayı da bırakmış artık.

Söz sende:Ministrable

 

Makarna Çeşitleri Ağustos 25, 2008

Filed under: Yiyelim — beny @ 6:18 pm
Tags: , ,

Makarna,bir çok farklı tarif,sos ve lezzetle sofraları süsleyen ve bir o kadar da hesaplı olan makarnanın besin değeri hakkında bulduğum yazı çok ilgimi çekti.Sizinle de paylaşmak istiyorum.
Besin Piramidi

”Bir yetişkinin günlük besin ihtiyacının %50-60′ ı karbonhidratlardan, %15-20′si proteinlerden ve %30-35′ı yağlardan sağlanmalıdır. Makarnanın 100 gramı, 369 kalori ve 12.5 gram protein içerir. 200 cc’lik bir su bardağı makarna (çiğ), ki bu 70 grama eş bir değerdir, yağsız olarak; 260 kalori ve 8.7 gram protein içerir. Aynı ağırlıkta makarna yağlı olarak hazırlandığında; 340 kalori ve 8.7 gram protein içerir. Yani normal bir kişinin, 1500 kalorilik bir diyette alması gereken CHO miktarının %28′ı bu şekilde karşılanabilir.
Soslu Makarna
Makarna, kompleks karbonhidratlar grubundandır. Metabolizmada çabucak parçalanır, hemen enerjiye dönüşür. Makarnanın kolay ve hızla hazmedilen bir besin olmasının nedeni de budur. Acil enerji ihtiyacı duyan, bir karşılaşmaya ya da gösteriye hazırlanan sporcular, sanatçılar, yani fiziksel güç gerektiren işlerle uğraşan herkes için makarna, özellikle tercih edilen bir temel besindir.

Makarnanın kalori ve yağ oranı çok düşüktür. Genel kanının aksine, şişmanlatma riski yoktur. Çünkü içinde şişmanlatıcı unsurlar bulunmaz. Formuna dikkat eden herkes, hafif bir sosla yapılmış makarnayı gönül rahatlığıyla yiyebilir. Makarna hem çok doyurucudur, hem de vücut için gerekli tüm vitamin ve mineralleri içerir.”

Aynı zamanda site sahibinin bu bilgileri paylaşıp çoğaltmaya izin vermesi büyük bir incelik.

 

Lepisteslere Akvaryum Ağustos 24, 2008

Filed under: Lepistes Güncesi — beny @ 6:02 pm
Tags: , , ,

Tam 1,5 haftadır unuttum size söylemeyi.Bizim lepistes ailesi annem sayesinde güzel bir akvaryuma kavuştu.Yalnızca 3′ü kalıyor ancak tatilden döndüğümüzde onlara daha renkli arkadaşlar ekleyeceğiz.

Sülale boyu akvaryumAma ilk önce lepistes yemeyen balıkları soracağız,o yavru balıkların ölmesini asla kaldıramam.Eğer onları bir balık yerse diğerlerini de öldürebilirim yani çok değer veriyorum onlara.

Yukarıdaki gibi tır boyutunda değil,fanus kadar küçük de değil tam onların rahat edebileceği boyutta.Şimdi öyle güzel zıplıyorlar,dibe dalıyorlar,kuyruk sallayıp süzülüyorlar ki ben bile kıskandım lepistesleri.Yani işin kafa yoran kısmına girersek onlar üç balık,bizde üç kişi çekirdek aileyiz.Onların evi onların 50000  katı bizim ise 500.Kum dışında onlara yerden kaybettirecek başka bir ıvır zıvır da yok.Bizim ise evin yarısı ıvır zıvır.Kısacası onlar bizden daha rahat.Umarım çabuk büyürler.

 

Tatil Gözlemleri Ağustos 24, 2008

Filed under: Beny'nin köşesi — beny @ 6:00 pm
Tags: , ,

Evet Bayrak töreni’ni gözledim gözledim,tatili neden gözlemeyeyim dedim.Evet ama siz bunu 2 gün sonra öğrendiniz.(Özür diliyorum,sanki biraz geç oldu.)
Kalem ve defter
Ordaki her şeyi;ruh halimi,sağlığımı,kendimi,denizi,yeşilliği,merkezi,otobüs ve diğer maceraları,yanımda bulunan karakterleri,onların yaptıkları ilginç şeyleri,zevkli geçen günleri anlatacağım.

Biraz komedi,biraz dolaylandırma artık dönüşümü beklersiniz değil mi?

Hepinizi özleyeceğim.(Siminyaa seni de özleyeceğim,valla yorumsuz bırakmıyorsun hiç beni.)

 

Kayalım Ağustos 23, 2008

Filed under: Beny'nin köşesi — beny @ 8:17 pm
Tags: , ,

Şimdi şu resmi görünce düşündüm de çocuklarımızla,kardeşlerimizle el ele tutuşup kayalım demek geldi içimden. Bende evimde o tür bir merdiven olmasını 1-2 senedir istiyordum.

Gencim Genç

Böyle dediğime bakmayın.Böyle bir şey için ilk önce insanın 2 veya daha fazla katlı bir evi ve evde bir ”merdiven” olması gerek.Artık o merdiveni apartman dairesinin neresine sokmayı planlıyorsam:)Belki bir gün bende çıkarım şöyle 3-5 katlı bir eve deşu merdivenden yaptırıp kayıp kayıp kaymalanırım…

 

La La La… Ağustos 22, 2008

Bulunduğumuz koordinatlardaki insanların;
bir kısmı mavi gözlüdür,bir kısmı ela.
Bazılarının adı Ali’dir,bazılarının Leyla.
Delirdim mi ne?

Birkaçının kazağı kırmızıdır,birkaçının ala.
Bizimkilerin evi bakar dağa,sizinkilerin yola.
Bunlar ekmeğini batırır yağa,şunlar ise bala.
Belgisizlik ve işaret zamirlerinin çoğunu kullandım sanırım;
Kimse kusura bakmaya.:p

Bende zırvalamak konusunda iyice ileriye gittim en büyük kartopundan biri Zırvalık Edebiyatı:)Tamam artık daha nadir yapacağım…

 

Aile Boyu Diziler,Şirketler… Ağustos 21, 2008

p Oldum olası ailecek gündemi meşgul eden,ailem şöyle böyle diye övünen,kendini aile sanatçısı gibi gösterenlerden ve aile dizilerinden hoşlanmıyordum.

Bu ailecek gündemi meşgul edenler ilk önce ailecek şirket açmış sonra da baba-oğul ”aile boyu dizi” şeklinde dizi yapmış.Pehh!

Kimden mi bahsediyorum?Tabi ki Osman Sınav ve ailesinden…İlk önce
Osman Sınav, eşi Tangül Sınav, büyük oğlu Yusuf Ömer Sınav ile yapımcı Yusuf Taner Özbel ve Engin Şavak Sinegraf’ı kurdu.İşte tam bu noktada bunlar devamını getirir demiştim,dediğim de oldu.

O zaman bende evleneyim,çocuklanayım.Zorla annemi,babamı,teyzemi,yengemi,kuzenlerimi,amcamı,eniştemi,dayımı,halamı,anneannemi,babaannemi,
dedemi çocuk yapmaya zorlayayım.Sonra hepsimiz bu bloga yazalım.Maksat yabancıya gitmesin iş,hem de yazara para ödemeyiz.Sonra holding kuralım,nasılsa tanıdık.Gıkı çıkmaz,tanıdıklıktan.

Ben artık daha detaya gireyim;oğlundan bahsedeyim.

Yusuf Ömer Sınav’ın biyografisini bulmadım,çok da çabalamadım.Ancak anladığım kadarıyla oyunculuk onun için yanlış bir meslek.Yani olumlu gözle bakmaya çalışıyorum ancak öyle bir tarafını bulamıyorum.Açıkçası ben oraya çıksam ondan daha doğal oynardım diye de geçmiyor değil içimden…Eğer oyunculukla bir konservatuar,bir üniversite bitirdiyse maalesef pek bir işe yaramamış.Haddime düşmese de;eğer okumadıysa da en kısa sürede başvurmasını tavsiye ederim.

Selen Seyven ise bu dizi için tamamen yanlış bir seçim.Genco’da Pınar’ı oynarken öyle sevimli bir karakteri ve sesi vardı ki sanki bizim yanımızda dönen doğal bir olaydı.Ancak burdaki rolünü kendi sesiyle canlandırdığını duyunca üzüldüm,nasıl Cüneyt Arkın’ın sesi dublorsüz çok yavan ve ilginçse onun ki aynen öyle.

*Osman Sınav ‘aile filmi’ yaptı
*Doludizgin Yıllar>Oyuncular

 

Otomatik Çamaşır Makinesi Gibi Ağustos 20, 2008

Filed under: Blog — beny @ 8:01 pm
Tags: , ,

Planlanmış,programlanmış yazılar geldi ya Blogger’a hiç kullanamadan gözüm arkada kalmıştı.Wordpress’te olduğunu bile bile,sanki Blogger’ınki kuş konduruyor.

Çevirmeli Düğme Kıvamında

Neyse işte o yazıları ancak şimdi kullanma imkanına sahibim.Ve çok dandik ve sıradan birşey olduğunu bile bile heyecanlanıyorum,kuşkulanıyorum.Otomatik çamaşır makinesinin çevirmeli düğmesi kıvamında ben tarihi çevireceğim o yayınlayacak.Ama ya bir sorun çıkarsa,çok da hoş olmaz adıma.

Artık sizi çevirmeli düğme kıvamında programlanmış,kısa programda yıkanmış,çitilenmiş,paklanmış yazılarla baş başa bırakıp tatilin keyfini reklam arasından sonra tekrar çıkarmaya başlıyorum.

 

Misyon:Şifreyi Kırmak Ağustos 20, 2008

Filed under: Beny'nin köşesi — beny @ 7:15 pm
Tags: , ,

Şifreeee

Beny Production sunar;Misyon:Şifreyi Kırmak

”000 değil,122 değil,989 değil…

Bu ne zaman olacak diyordum,işte oldu.Bavulun şifresini yanlışlıkla değiştirdim,bir daha değiştirdim ve karıştırdım.Şifresini tekrar girince açılmadı,ama neyse ki bavul açık.

Uçlu kalem ucuyla orasına burasına soktum,o olmadı firkete ile minik kısımlarına soktum.Sonuç ise fiyasko.

İnternette bukalemunların kuyruk uçlarının renklerinin mavi olunca karşılaştıkları durumlar nelerdir? sorusuna bile cevap buluyorsak buna neden bulamayalım diye düşünerek bavul şifresi,bavul şifresi kır,bavul şifresi kırma,trolley şifresi,trolley şifresi kırma,trolley password… yazmadığım kelime kalmadı,ancak bunu internetten bulamayacağımı anladım.

Biraz tek tek denedim ama 047′a gelinceye kadar bile çok yoruldum.Demek ki mekanik zekamı işletme vakti gelmişti.

Sonra bavulun içinden şifre kırma bölümüne ulaşabileceğini düşündüm,tatatatam…Gizli bir fermuar beni şifre kırma bölümünün korunmalı arkasına götürdü.Vidaları sökmek için hemen tornavidayı bulmaya koştum.Buldum ve açınca hemen şifreyi değiştiririm diye umutlandım.Ancak hiç de umduğum gibi olmadı.Zaten mekanik zekam pek de iyi değildi :P :)

Bana tek sağladığı kolaylık şifre kırma bölümünün daha kolay tutuluyor olması.Tüm bu maceradan şunu çıkardım ki;bu bavulun şifre şeysi bana bir otobüs eğlencesi olacak.”

Yakında sinemalarda…

 

Başardım! Ağustos 20, 2008

Yaşasın Başardım!

İce,tea içerken
Yarısını yüzüme dökmeyi,başardım.

Kahveyi turşu,ve kurabiyeyle birlikte,
Yemeyi başardım.

Yağmurun ne ,zaman yağacağını,
Bacaklarımla ,tahmin etmeyi başardım.

Bir günde, 16 tişört,
Değiştirmeyi başardım.

Kaynak çayı,
Fondip, içmeyi başardım.

3 saat boyunca aynı şarkıyı,
Dinlemeyi başardım.

Huysuz Virjin’e,
Bir saat,dayanmayı başardım.

1 dakikada ard,arda 264 kere,
Adımı,yazmayı başardım.

6 saat boyunca,
Balıklarımı,izlemeyi başardım.

2,saat boyunca durmadan,
Zippirizoppit diyerek ritim,tutmayı başardım.

Maalesef ki,
Can sıkıntısından virgülleri yanlış yere koyanların,
Başarılarının gerçek olmadığını söylemeyi unuttum.

:)

 

Hayır Sen Değil,Öteki… Ağustos 20, 2008

Öteki

Kulak kirlerini temizle de dinle beni,
Hayır sen değil,öteki…

Albenili kelimelerle kalp süslemeyi de biliyorum,
Telefonda müdür rolü yapmayı da.

İçerik çalmayı da biliyorum,
Asansörde yalnız kalmayı da.

Renk yelpazesi kıvamında sarı,kırmızı,mor,beyaz yalanlar söylemeyi de biliyorum,
Üstteki gibi herşeyi dolambaçlı yada kıvırarak anlatmayı da.

İnsanın kafasını şişirmeyi de biliyorum,
Hazır çorba pişirmeyi de.

Gözlerini kürdanla tuttur da gör beni,
Hayır sen değil,öteki…

Bir parmakla yazı yazınca kendimi internet profesörü ilan etmeyi de biliyorum,
Spaces’e fotoğraf eklemeyi öğrenince onu bunu kıskandırmaya çalışmayı da.

Elimle çizdiğim çizgiyi Picasso tablosu gibi göstermeyi de biliyorum,
Altın kaplı çikolatayı Cumhuriyet altını yapmayı da.

Başkasına taş atıp kaçmayı da biliyorum,
Kollarımı bağlamayıp evrenime çekilmemeyi de .

Ama bunlara senin gibi ihtiyaç duymuyorum,
Acaba beni anlayabilecek misin?

 

İnternet Kafe Ağustos 18, 2008

Tatilimin yarısındayım ve bir internet kafeden yazıyorum.Pencerem de kimsenin göremeyeceği kadar küçük,arada bir başkasının ne oyunu oynayıp ne yaptığına bakınıyorum.Ekranın küçük bir kısmında beni sinir eden ama ücreti gösteren bir pencere var.

Tatil güzel geçiyor,eğleniyorum.Deniz çarşaf,kum pamuk.Bu kelimeleri yazarken arkamdan sarı kafalı yaşlı bir adam geçip pencereme göz atıp duruyor.

Bakıyorum küçücük çocuklar bile internet kafede gecenin bu vaktinde fink atıyor.Sözde 18 yaşından kimse internet kafeye alınmıyormuş,Türkiye’nin interneti temizmiş,balık kavağa çıkmış…Bunu o çocuklara söylesen sana küfrederler.

Sanki herkes sandalyesinden fırlayıp üzerime atılacak,Knight oynayan yavrucaklar Azrail kılığında karşıma çıkacak.Kafe sahibi biraları çalkalayıp her tarafı köpüğe boğacak ve o çocuklar bir yandan birayı hüpürdetip beni döverken uyuşturucu kullanacaklar.Sessizce futbol oyunu oynayıp küfreden çocuklar zombiye dönüşüp beni kovalayacaklar,3.sayfa haberi olacağız.İşte internet kafe haberlerini izlemenin faydaları,bir paranoyaklık.

Bizimkiler counter diye bir zırva oynadılar,müzik dinlediler,Facebook’ta fink attılar.Sonunda ise ücreti ödeyip çıktık.

 

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.